TekLinkFilmlerim.com AÇILDI
Tek Link Film İndir, 3D Film İndir

Nartlar2

israil1 - forever adige

     Nart BadiNokue

     Badinokue (Adiğey şivesinde Şebatniko) Kuzey Kafkasya mitoloji kahramanlarının en ilginç olanlarındandır. Daha önce sözü edilen Sosrıkua, Tlepş ve benzeri kahramanlar, iyi savaşçı olmak, toplumu yönetmek gibi özellikleri ile destanlarda iz bırakmışlardır. Badinokue ise bu özelliklerinin yanı sıra müzik, şşir gibi sanat alanlarına yönelik davranışları ile Nart toplumunu estetik açıdan etkileyen bir destan kahramanıdır.

     Kabardey-Besleney-Abazin şivelerinde "Badinokue" olarak geçen bu kahramanın ismine Karadeniz'in doğusundaki mezar taşlarında rastlanıldığı açıklanmaktadır. Gürcü bilimadamı Y.A. Çavaşvili'nin "Gürcü Tarihinin Problemleri" adlı yapıtında bu sav açıkça işlenmiştir.

     Prof. G.V. Ragova'ya göre, bu denli karışık Adiğe isimlerinin yazıldığı ve kullanılmaya başlandığı tarih bilinmeyecek kadar eskidir.

     Şebetriko ismi el açoklığı anlamına gelmektedir. Bolluğu içerir ve çok heceli bir sözcüktür. Bu isim hece hece ayrıldığında "Şe-ben-rı-te-rer" oku çok veren anlamı çıkmaktadır. Ok ve yayı çok kullanan Nart kahramanları için çok doğal bir isim olduğu görülmektedir. Sözcüğün sonundaki "Rıt-re" bölümü Abazince'de de vermek mastarı ile çakışmaktadır.

     "Ko"=Oğul, "Yı-ko"=Oğlu anlamına geldiği tüm Adiğelerce bilinen basit bir dilbilgisi kuralıdır. "Şebetniko" ismi ise "Çok silah verenin oğlu" anlamına gelmektedir. Aynı kurallara uyan Adiğe isimleri pek çoktur."Kışoko, Aleciko, Ghıbıjko" gibi isimlerdeki 'ş' harfi Şapsığ söyleşinde ince, diğer Adiğe boylarının söyleyişlerinde kalın olarak kullanılır. Şı (kalın), Şi (ince), aşe, "Şebetniko" sözcüklerinin etimolojik araştırmasını yaparken dikkatleri "be" sözcüğü çekmektedir. Bu sözcük eski Adiğe dilinde bulunmakla beraber bu gün Kabardey söyleyişinde fazla kullanılmamaktadır. O halde Adiğeler, Karadeniz, KErç, Azak ve Psıj kıyılarında topluca yaşarken ve aynı lehçe ile konuşurlarken "be" takısı da dilde yaşamakta idi. Öyle ise "Şebetmiko" ismi de o çağlarda kullanılmaya başlanmıştır. Hatta günümüzde Abazincede "Be ğue-re" şeklinde kullanılan ve çoğalmak, bollaşmak, üremek anlamına kullanılam sözcükte bile "be"=çok kökü hala yaşamaktadır. Şebatnıko isminin Abhazlarda da pek değişmeden kullanıldığı (Nart Şabatnıko, Naşbatıkua) ortaya çıkmaktadır. Adiğe Phonemlerinin (Na-ş-ba-tı-ko) hepsi Abhaz dilinde yaşamaktadır. Hatta Adiğe telafuz kurallarına uygun biçimde Abhazca'da da kullanılmaktadır.

     Bugün Adiğey de, Karadeniz kıyısı Şapsığlarında, "Şebatın", "Şebatnıkua" denildiği halde, Çerkesk'te, Kabardey'de bu isim "Şebadınokua", "Badınokua" şeklinde kullanılmaktadır. Bı isimdeki "T" phonemi, iç Adiğe (Kabardey-Besleney) dilinde kelime içinde "D" olmaktadır. Bu konuda bir kaç örnek vermekte yarar vardır: "Tığuse-Diğuse, Thamate-Thamade" şekline dönüşmektedir. Kabardey söyleyişindeki "Badınokue" ismi komşu Osetin ve Abazin söyleyişlerine Kabardey telaffuzu ile geçmiştir. Bu dillerde de Badınokue şeklinde kullanılmaktadır.

     Bütün bu açıklamalardan ulaşılan sonuç şudur:

     "Şebat" "Şebatniko", Badınokue" sözcüklerinin ifade ettiği ad aynı addır. İsa'dan önceki yüzyıllarda yazılmış, Grek Destanlarında da bu isme rastlanmaktadır. Ayrıca Linguistik karakterlerde yukarıda sözü edilen özellikler de vardır. O halde bu ünlü Nart isminin Adiğe-Abhaz grubu Kuzey Kafkasyalılara ait olduğu gerçeği aydınlığa kavuşmaktadır.

     Kahramanımızın isminin bu açıklama dışındaki özellikleri Hadağatle Asker'in "Nartlar" derlemesinde yeterince belirtilmiştir. Bu yazıda biz Kafkasya dışında, özellikle Türkiye'nin belirli bir bölgesinde yaşayan Kuzey Kafkasyalılar arasında, bu kahramanın nasıl tanındığı ve Grek mitolojisindeki aynı tip motiflerle karşılaştırmasını yaparak kısa da olsa Hadağatle Asker'in bu konuya ilişkin derlemesinde haklı olarak açık bıraktığı bir cepheyi tamamlamak amacındayız.

     Badinokue mitolojimizde "Khamılepşine" (Kamıştan yapılan bir Kafkas flütü) çalan, kırlarda, ormanlarda sürülerini otlatan, doğaya aşık bir kahraman olarak tanımlanır. Kafkasya'da yapılan derlemelere girmeyen bir öyküsü aynı zamanda Kafkas Folk danslarından "Kafe" veya "Zefako" veya "Guaşemahue"nin doğuşunuda anlatması bakımından ilginçtir:

     "Nart Babinokue yukarı Kuban yamaçlarında sürüsünün otlatmaktadır. Çevredeki toprak ve yaylalar varlıklı bir prens'in yönetimidedir. Prens'in kızı genç Guaşe uzun süredir melankolik bir hastalıktan kurtarılamamaktadır. Yemeden içmeden kesilmiş, gülmez konuşmaz olmuştur. Kızını bu hastalıktan kurtaramayan prens, uçan kuştan medet umar hale gelmiştir. Her yana haber salarak, kızını bu beladan kurtaracak kişi ile evlendireceğini, bu kişiye mal ve mülkünün yarısını vereceğini duyurur. Ülkenin dört bir yanından gelenler her konuda her türlü ustalıklarını gösterirler. Şarkı söylerler, masal anlatırlar, prensesi güldürmek için her yola baçvururlar. Ancak güzel kızı karanlık dünyasından kurtaramazlar.

     Nart Badinokue ise sürüsünü suya saldıktan sonra bir ağacın altına çekilerek Khamılepşine'sini dudağına götürür, bütün ustalığını göstererek çalmağa başlar. Sesten sese melodiden melodiye geçerek hızlanır. Sihirli borusundan o güne dek duyulmamış güzellikte eserler dökülmeye başlar.

     Badinokue'nin çaldığı hava o denli güzeldir ki, bahçeye çıkartılan hasta prensesin kulağına kadar gider. Guaşe yıllar süren uykudan uyanır gibi gözlerinin açar, gülümsyerek yerinden kalkar, müzüğin çoşkusuna kendisini bırakarak o güne dek görülmemiş incelikte bir dansa başlar, kuş gibi, tüy gibi kayıp gider prenses... Durup dinlenmeden danseder danseder danseder... Görenler bu mutlu olayı prense duyurmak için koşarlar. (Bu text Pınarbaşı ilçesinin Kazancık köyünde K'unip'at Kadir tarafından anlatılmıştır. Y. Özdemir çocukluğunda duyduğu şekli ile kaleme almıştır.)

     Nart Badinokue güzel Guaşe ile evlenirmi bilmiyoruz, ancak "Kafe"nin bugün bile Çerkesler arasında en çok sevilen ve beğenilen danslardan biri olduğunu biliyoruz. Sözü Kafe'ye getirmiş iken bu konuda kısada bir açıklama yapmayı faydalı buluyoruz. Adiğe dilinde müzik eşliğinde oyun, dans genel anlamında kullanılır Kafe sözcüğü. Özellikle Kabardey-Besleney gruplarında her türlü dans karşılığında kullanıldığı gibi bir erkek ve bir kız dansçının düo şeklinde oynadığı, karşılıklı uzun gidiş dönüş ve geçiş hareketleri ile oynanan ağır ve soylu bir dansın adı olarak da kullanılır. Gerçekte bu dansın adı "Kafe" olmayıp "Guaşemahue veya Guaşemaf" (Prensesin günü veya uğuru anlamına)dır. Nitekim Yukarı Kuban, bugünkü Karaçay-Çerkesk Özerk Bölgesi yöresinden ayrılıp Uzunyayla yöresine yerleşmiş olan Abazin köylerinde bu gün bile bu dansa Guaşemahue denmektedir.

     Bir Guaşeyi onulmaz hastalıklarından kurtaran bir melodinin, bir dansın bu tür adlandırılması anlamlı olduğu kadar Nart Badinokue'nin özelliklerini yansıtan destanların Çerkes halkının belleğinde ve zevkinde şimdilere dek yaşayan bir kanıtıdır da...

     Nart Badinokue'yi müzikle ilişkisi bakımından Grek mitolojisindeki Tanrı "Pan", latin mitolojisindeki "Faunus" adlı kahramanlara benzetebiliriz. Grek mitolojisinde tanrı Pan, küçükbaş hayvanların ve çobanların koruyucusudur. Keçi ayaklı ve insan başlı olarak düşünülürdü. Maykop kurganlarında yapılan kazılardan çıkarılan altın kaplama tabletlerde bu tasvire uyan kabartmalara rastlanması çok ilginçtir. Bu anlatıma uyan başka kahraman daha vardır Çerkes mitolojisinde. Keçi ayaklı olan ve düğün bayram töreni, hasat töreni gibi insanları toplayan olaylarda ortaya çıkan ve toplumu eğlendiren "Ceğafe" adlı bu kahraman özellikle Abazin Halk Destanların'da sık sık konu olur.  Tanrı Pan kavalını çok sever. İnsanların ve hayvanların uykuya daldığı sıcak yaz günlerinde öğle vakti birden bire beklenmedik gürültüler koparır, çevreye korku saçarmış. Maraton savaşlarında Persler'i bu şekilde bozguna uğrettığı için Atinalılar Tanrı Pan onuruna Akropol eteklerinde bir tapınak bile yaptırırlar. Pan'ın bu özellikleri çağdaş edebiyatta ve sanatta bile etkisini göstermiştir. Fransız bestecilerden Cladue Debussy, "La Mer" adlı yapıtında Tanrı Pan'ın gürültüsünü ve kavalını simgeleyen solo flüt partisini "Prelude de L1apremidie d'un Pan" (Bir Pan'ın Öğleden Sonrası Prelüdü) bir bölümde işlenmiştir.

     Bizim Mitolojimizde Nart Badinokua omuzları Kafkas Dağları genişliğinde, bir omzunda güneş doğarken, öbür omzunda gece karanlığının olduğu, bir omuzunda bahar başlarken, diğer omuzunda karakışın hüküm sürdüğü şeklinde tanıtılmaktadır. Bu özellikleri ile günümüze dek şarkı ve destanları ile yaşaya gelmiştir.

     Nart Nesren Jake

     Yardımseverliği yüzünden kayalara çivilenen Nart Kahramanıdır. Geleceği bilebilen güçlü bir Nart Ulu'sudur. Bir Thamade'dir. Nart kurultaylarının değişmez başkanıdır.

     Bu Nart isminin etimolojik gelişimi çok ilginçtir. Eski çağlarda Kafkasyalıların antik yunanistan'la kültür alışverişi yaptıkları dönemden günümüze ulaşan yazılı Grek belgeleri ve o çağın grek düşüncesi bizi bazı arayış ve düşüncelere itmektedir. Dağlara zincirlenmiş Nesren, Kuzey Kafkasya ve Grek mitolojilerinin karşılaştırılmasından anlaşıldığı üzere Prometheus ile sanki akrabadır. Hatta daha ileri gidilerek belki aynı destan kahramanıdır denilebilir. 

     Kuzey Kafkasya'da geleneklere karşı geleni topluma kötülükte bulunan kişilerin belirgin bir yere zincirlenerek cezalandırıldıklarını anlatan öykülere pek çok rastlanır. Örneğin Yesımıkue Yeskot öyküsünde, bu yaşlı babanın kızlarını kaçıran Alreg Algoej'i yaptığı bu kötülüklerden dolayı yedi kat zincirle yere çakarlar. Aynı şekilde güzel Yispı (Peterez'in annesi) ne kötülük yapan dev Şhobğo'nun oğlu, kötülük yapmaya, canlara kıymaya başlayınca, Nartlar onuda dağlara çivilerler. Aynı motif Grek mitolojisinde de bulunmaktadır. Zeus'un oğlu olan Tantalos Frigya Kralı Pelops'un babasıdır. (Friglerin de Kuzey Kafkasya'dan Anadoluya gittikleri gerçeği karşısında motifin Grek Mitolojisine Kafkasya'dan gelip girdiği savı doğrulanmaktadır.) Çok varlıklı ve bütün tanrılarla dost olan bu destan kahramanı, tanrılara verdiği bir şölende, onların tanrılık kudretlerini anlamak için oğlu Pelops'u kesmiş, diğer etlere karıştırarak kızartmış ve diğer tanrılara sunmuştur. Kızı Persofone'yi yeni kaybettiği için dalgın ve üzgün olan Demeter farketmeden Pelops'un bir omzunu yemiş ve bitirmiş olduğu sırada, en büyük tanrı zeus işin farkına varmış ve tanrılarda bunun üzerine Hermes'i çağırmışlar, ona çocuğun geri kalan kısımlarını sihirli kazana koymasını emretmişler, sihirli kazana konulan çocuk kader tanrıçası Klothos'un yardımıyla canlanarak kazandan çıkmıştır. amcak bir omzu eksik kalmıştır. Yenen bu omuz yerine Zeus fildişi bir omuz takmıştır. Bu olaya sinirlenen tanrılar Tantalos'a şu cezayı vermişler; Tantalos susadığı zaman çenesine kadar suya batırılır, dudaklarını yaklaştırdığı zaman su dalgalanır içemez ve hemen su çekiliverir. Yer kupkuru kalır.

     Kuzey Kafkasyalıların da Semghur-Kartall ilgil, benzeri öyküleri vardır. Araştırmacı F.İ. Koçetev 1902 yılında yayınladığı "Jivoprisnaya Rusiya" dergisindeki bir makalesinde kartallarla ilgili öyküleri örnek vermektedir. "Bundan binlerce yıl önce Kafkaslarda yeşil tüylü bir kuş yaşardı. Adı Semghur idi. Bir gözü ile yerde olup biteni, diğer gözü ile gelecekte olabilecekleri görebilirdi"

     kötülük yapanların veya cezalandırılanların çivilenmesi çok eski bir motif olup Kuzey KAfkasya Destanlarından, Nesren Jak'eyi işleyen destan texti, ağıt, şarkı ve öykülerin hepsinde bu motif bulunmaktadır. Nesren ile ilgili destan parçaları ve öyküleri bağımsız bir kitap biçiminde Kabardey Bilim Araştırma Enstitüsü tarafından derlenip yayınlanmıştır.

     Kuzey Kafkasya Destanlarında çok sık rastlanan;

     "Nart kurultaylarının başkaı,
     Nesren Jak'e...
     Ore-da, Ore-da...
     Güçlü idi, cesurdu,
     Nesren Jak'e,
     Ore-da, Ore-da..."

şeklindeki şarkılardan da anlaşılacağı üzere bu destan kahramanımız, Nart kurultaylarına başkanlık eden ulu bir Thamade, bir liderd...

     Bu düzen içinde, Nesren'in başkanlığında mutlu bir yaşam sürerken, kötü Pakue topluma bela getirir. Onların ateşini çalıp dağlara, devlerin yurduna kaçırır. Toplum ateşsiz kalınca lider Nesren Jak'e yollara düşer. Pakue'yi bulup onunla konuşur:

     "Dur biraz, beni dinle...
     İnsanlarda kalmadı erdem...
     O-re-da...
     Unutmayın payımı...
     O-re-da...
     Kaçırdığın ateşte de
     O-re-da..." 

     İnsanlara ateşi yeniden getirmek için uğraşır. (Bu aşamada Nesren Jak'e, Sosrıkua ve Prometheus motiflerinin işlevleri karışmaktadır.) Nesren Jak'e tanrılara karşı gelmiştir. Ateşi onların elinden almak istemiştir. Tanrıların gazabından korkan insancıklar, tanrılara yaranmak için Oşhamhue (Elbruz) dağına çivilerler. Bir kartalı da üzerine salarlar. Sabahtan akşama kadar, Nesren'in ciğerlerini gagalar bu kartal, güneş batınca yaraları kapanır. Ertesi gün yine aynı işkence sürer, gider. Bu her gün böyle sürecektir. Ancak diğer Nart kahramanlarında Hımış oğlu Nart Peterez, O'nun yardımına koşar, kartalı öldürür. Ellerinde ateş ile dönerler.

     Bu destan tekxtinin ortaya çıkışı İsa'dan önce 4-5. binlere rastlamaktadır. Belki de insanların ateşi henüz yeni tanıdıkları çağlara uzanmaktadır. Kuzey Kafkasya'da Adiğe dilinde "Mef'ehu Apşi" (ateşin yansın...), en değerli selam anlamında hala yaşamaktadır. Abazincede de benzeri "Wulağua Yımçaraağat" dumanın sönmesin deyimi vardır. Eve yeni ayak basan gelin için yapılan huahualarda, iyi dileklerde "Wunaş'aşha Mıtajı jeu Wuıtkhajeu Wupsoır" (Ocağın sönmeden huzur içinde yaşa...) denirdi. Ateşin sönmeden yanması en büyük dilekti. Bu nedenledir ki (Leğuıne) gelin odasına kimi zaman (Maf'e Wuıne - ateş odası) denmiştir.  halde Greklerin Karadeniz kıyılarında görüldüğü çağlardan önce de Kuzey Kafkasyalılarda ateş, ateşi çalma, zincire vurma motifleri vardı. M.Ö. V. ve VI. yüzyıllarda Kafkasya kıyılarında Grek kolonileri kurulduktan sonra, bu motifleri alıp kendi dil ve kültürlerine adapte etmişler, yazıya geçirmişlerdir.

     Bu destan textlerinin ve motiflerinin dağlıların öz malı olduğunu, Greklerin sonradan bu kültürü benimsediklerinin savunan V.F. Miller, Şoratn Askerbiy gibi bilim adamları bulunmaktadır. Ünlü Gürcü yazarı Akakiy Çereteli, Antik Yunan mitolojisinde işlenen Prometheus ve Medea motifleri için "bunlar bizim tarafların, Kafkasların öz malıdır, öz Kafkas evlatlarıdır." demektedir.

     Prometheus da insanlar için tanrılardan ateş çalıp getirir. Bunun için öfkelenen tanrı Zeus onu Kafkas dağlarına zincirler. Ciğerlerini gagalayan kartal her gün gelmektedir. Hımış oğlu Nart Peterez'in yaptığı gibi, Herkülüs de Prometheus'u özgürlüğüne kavuşturmaktadır. Öte yandan, Aiskilus'un Trilojiya'sında  Prometheus'un çakıldığı yer tarif edilmektedir:

     "Medya suyu kıyısında oturu...
     Areyan'ın sevgilisi olan,
     Kafkasya'nın yüksek dağlarında...
     Ve Geçit kentlerinde oturan Sarmatlar
     Sivri uçlu mızrakları ile korkusuzca
     Savaşıyorlar..."

     Kuzey Kafkasya destanlarındaki motiflerle Antik Grek destanlarındaki motifler aynıdır. Grek dilinde Prometheus'un anlamı "İlkgören, İlk yapan, İlk kalde ulaşan, Işığı gören" demektir. Yunanlı Prometheus'la Kafkasyalı Nesren'in, bırakınız işlev benzerliklerini, isimlerin sözcük olarak ifade ettikleri anlamlar bie birbirine yakındır. Hatta daha ileriye giderek, Adiğece "Prımıtha" (İlk Tanrı) veya "Perematha" (öncekilerin tanrısı) sözcüğü ile Prometheus sözünün aynı sözcük olduğu bile bir yerde iddia edilmektedir.

     Prometheus sözcüğünün Kafkas dillerine akrabalığı bununla da bitmemektedir. Abazince ve Abhazca'da "Prı-Mı-tsa" (uçan ateş) sözcüğü düşünülürse, tanrılarda çaldığı ateşi uçarak insanlara ulaştıran mitoloji kahramanına bundan uygun bir isim herhalde düşünülemezdi.

     Yukarıda önceki çağlarda, Grekler Adiğe-abhaz grubu Kafkasyalılar ve Gürcülerle ilişki kurmuşlardır. Karadeniz kıyılarında Grek ticari kolonileri oluşmuştur. Bu ticari ve kültürel alışveriş içerisinde Proto-Çerkes döneminin "Meot" düzen ve geleneğini de Akdeniz havzasına, özelliklede Antik Yunanistan'a taşımışlardır. Destan ve öykülerimiz, o tüm dünyanın tanıdığı Grek ve Latin mitolojisine kaynak olmuştur. Bu kültür taşıma olayı dışında antik Kafkas halklarından "Akhaélar, veya "Akai"ler de Kuzey Kafkasya'dan Yunanistan yarınadasına yayılmışlardır.Akha!lar bu günkü Çerkes kolarında Ubıkh'lerin atalarıdır. Bu husus bilimsel olarak saptanmış bulunmaktadır.

     Uygarlık, ateş ile başlamıştır. Uygarlığı, ateşi insanoğluna taşıyan ister Sosrıkua, Nesren veya Prometheus olsun, ister abritskil veya Amiran olsun, bu destan kahramanlarının hepsi Kafkasya'nın, tüm dünyanın "Kaf-Dağı" olarak bildikleri o cennet ve masal ülkesinin çocuklarıdır. bu ülkede yaşayan ve tarihin bilinen çağlarından bu yana bu ülkenin gerçek sahibi olan Çerkeslerin ürettiği kültürdür.

     Hımış Oğlu Nart Peterz

     Kuzey Kafkasya Halak Destanlarında işlenen kahraman tiplerinin en korkusuzu, en güçlüsü olarak bilinen Nart Peterz'dir. Onun doğuşunu anlatan destan textlerinden anlaşıldığı kadarı ile henüz anne karnında iken babsı ölmüştür. Textte onun için şöyle denir.

     "Eğer kız olarak doğarsa
     Dikiş sepeti öerdürür,
     Oturtursunuz bir köşede...
     Eğer erkek doğarsa,
     Engin denizlere
     Azgın dalgalara atarız...
     Tanrı Peterez'i
     Erkek yaratır...
     Sıkı bir kamışlığa bırakırlar...
     Engin Denizlere ve
     Azgın dalgalara ulaşınca
     Engin deniz beşiğim,
     Giysimdir, der..."

     Tl'ibiy Bleustan'ın söylediği bu dizleler Yewtıkh Askerbiy'in 1934 yılında derlemiş olduğu Hatukuey yöresine ait "Hımış oğlu Peterez" adlı destandan alınmıştır. 

     Büyük bir fırtına sonucu kıyıya vuran bebeği çobanlar alıp büyütürler ve adını "Peterez" koyarlar (Düzburun). Bu isimin etimolojik incelemesine geçmeden önce başta Tevrat olmak üzere İncil ve Kur'an'da da anlatılan, sepete konulup Nil Nehrine bırakılan Hazreti Musa motifi ile yukarıdaki olayın benzerliğinin vurgulanması gerekmektedir. Kuzey Kafkasya'dan Orta Doğu'ya ve Akdemiz havzasına inen Kimmer, Meot, Fr,g, Trakhe, gibi Proto Çerkes boylarının Akdeniz kültürüne kazandırdıkları bu motif, giderek tek tanrılı semavi dinlerdeki anlatımlarda yerini almıştır. 

     Kuey Kafkasyalılar insanları vucut yapılarına, yaradılış biçimlerine, ya da herhangi bir özelliklerine göre isimlendirirlerdi, bu usul yerleşmiş bir gelenekti.

     Örneğin: Pakua= Küt burun,
     Naşhua= Gök gözlü gibi...
     Pe= Burun, terez= düzgün, düz, doğru.

     Bu iki sözcüğün birleşmesinden oluşan Peterez Adiğece de düzgün burunlu anlamına gelmektedir. Adiğe dilinin kuban şivesinde "P" Kabardey şivesinde "B" şeklinde yerini almıştır. "Piy, Biy=Düşman" sözcüğünde olduğu gibi.

     Bu değişiklikler konusunda, dil bilgini Prof. G.V. Ragova'nın saptadığı kurala göre; Batı Kuban şivesindeki P ve T, Kabardey şivesinde "B" ve "D" şeklinde yumuşak söyleyişe dönüşmüştür. Örneğin; "Pıte=Bıde" "Sert, kavi" sözcüğünde olduğugibi... Kural işlerken sözcüğün anlamı düşünmeden isim ya da terim olarak kullanıldığında "Peterez" Kabardeyce de "Beterez" olmuştur.

     Aynı isim Abhaz destanlarında "Peterez" olarak geçmektedir. Oset'ler Kabardey söyleyişine yakın biçimde "Batraz" sözcüğünü kullanmaktadırlar.

     Peterez ismi ile anılan, anlatılan kahramanımızın Antik Yunan'a ulaştığında Herakles adı ile başka bir kültürde karşımıza çıktığını görmekteyiz. Grek mitolojisinde anlatıldığı biçimi ile Herakles, Tanrı Zeus ile Elektrion adlı hükümdarın kızı prenses Alkmaine'nin oğludur. (Adiğe mitolojisinde ise Peterez Yıspi Prensesinin oğludur.) Kocası Zeus'u kıskanan Tanrıça Hera Prenses Alkmanie'den doğan bu çucuğu yok etmeye çalışır. Önce yatağına yılan koyar, henüz sekiz aylık olan Herakles yılanı boğar. Daha sonra Kithairon dağlarına gönderirler bebeği, dağda onu çobanlar yetiştirir (Peterez'i de çobanlar büyütmüştür.). Herakles',n Kaf-Dağı'na çivilenen Prometheus'u kartalı vurup kartarışı motifi ile Nesren Jak'e'nin aynin şekilde Peterez tarafından kurtarılışı motifleri çakışmaktadır. 

     Bu yardımsever, korkusuz ve yiğit destan kahramanı Kuzey Kafkasyalıların dilinde, şarkısında ve şiirinde yüzlerce yıldan bu yana yaşamını sürdürmektedir.

     Abritskil

     Abritskil motifi, halk destanları topluluğu içerisinde tamamen bağımsız, yalnız Abhaz halkı tarafından çağımıza ulaştırılan bir destan motifidir. Bu destanın derlenip gün ışığına çıkarılmasında ozan ve devlet adamı Bagrat Şınkuba'nın emeği büyüktür. Prof. Şalwa Yinalipa'nın deyimi ile "Şınkuba, çok eski bir altın vazo'nun parçalarını bir araya  getirerek Abritskil öyküsünü yeniden canlandırmıştır."

     Abritskil öyküsü Nart destanlarında olduğu gibi müzik eşliğinde söylenmez. Şarkı biçiminde söylendiğine şimdiye kadar rastlanmamıştır. Nartlardan ayıran bu özelliği, belkide bu destanın Nart destanlarının doğduğu çağdan daha genç bir dönemde ortaya çıkmsından kaynaklanmaktadır. Bu destan kahramanı, davranış biçimi olarak insanlara çok daha yakındır. Tanrılara baş kaldıran bu tür kahramanlar Kafkas mitolojisinin diğerdillerde söylenmiş destanlarında da bulunmaktadır.  Abritskil her ne kadar Nart Ddestanlarından daha genç ve daha farklı bir motif isede, tanrılara baş kaldırma açısından Sosrıkua ve Nesren Jak'e motifleri ile büyük bir benzerlik gösterir. Öte yandan Gürcü'lerin "Amiran" adlı destan kahramanına da benzer. Amiran tanrı soyundan gelir. Babası av tanrısıdır. İri-yarı, son derece büyük bir vucudu vardır. Öküz kadar güçlüdür. Bastığı toprak bile onu zor taşır. Hiç kimsenin yerinden kıpırdatamayacağı kadar iri silahları vardır. Çift kanatlı bir köpeğe binerek uçan bir görünüm ile tanımlanır. Abritskil gibi Amiran'da halkı korumak için tanrılarla savaşır. Tanrıların karşısında çok kötü bir yenilgiye uğrar. Tanrılar onu Kafkas dağlarına köpeği ile birlikte bağlarlar. Yıllarca karlarla gömülü olarak yaşar, tam kurtulacağı sırada zincirler daha da derine saplanarak pekiştirilir.

     Eşitliğin, sosyal düzenin kaybolduğu bir ortam içinde doğan abritskil düzenli bir toplumuan kahramanı değildir. Sosrıkua ile bu yönden çok farklıdır.  Bu düzensiz ortam onun kişiliğini politik açıdan oluşturur. Henüz destansı devlerin kaybolmadığı bir ortamda, insanların devler ve tanrılar karşısında güçsüz ve ezik bir durumda bulunmaları, Abritskil'in halkı koruması olgusu düşünüldüğünde, onun kişiliğinin politik açıdan oluşmasının nedeni daha iyi bir şekilde açıklamaktadır.

     Yukarıda anlatılan kahramanlar ve tasvirler karşılaştırıldığında Adiğe ve Abazin destanlarındaki Sosrıkua, Nesren Jak'e, Abhazkahramanı Abritskil, Gürcü kahramanı Amiran çok benzeşir. Bu kahramanların hepsinin Antik Grekteki paraleli Prometheus'tur. Bu motif daha önceki tanımlamalarda da belirttiğimiz gibi Kafkasya'dan Antik Yunan'a geçmiştir. Bu destantekstlerinin dağlıların öz malı olduğu Greklerin sonradan bu kültürü benimsediklerini savunanların başında V.F. Miller, Asker Şortanby, Şalwa Yinalipa, gibi bilim adamları bulunmaktadır. Gürcü yazarı Akakiy Çereteli Yunan Mitolojisinde işlenen bu motifler için, "bunlar bizim tarafların, Kafkasların öz evladıdır" demektedir.

     Abhaz edebiyatında "Adritskil" motifi pek çok kez işlenmiştir. Bu konuyu işleyen en ünlü yapıtlar 1910'da yayınlanan bir Dırmıt Gulya Şiiri ile Bagrat Şınkuba'nın Poezyası'dır.

     Abritskil abhaz halkının belleğinde, sanatında, düşünde bugün bile en canlı hali ile yaşamaktadır.

                                  -- SON---    


                                                                    

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=